KİDİR ALİ AĞA

KİDİR ALİ AĞA

KİDİR ALİ AĞA

Fransızlar Adana’yı işgal ettikten sonra doksan bin kadar Ermeni’ni Adana şehrinin merkezi başta olmak üzere tüm Çukurova’ya yerleşti. Bunun yanında Toroslarda Pozantı, Hacın(Saimbeyli), ve Mağara(Tufanbeyli) gibi Toroslarda bulunan yerleri de işgal ettiler. Amaçları bu topraklarda bir Ermeni Devleti kurmaktı. Bu nedenle de Türk Milleti’ni ya bu topraklardan sürecekler yada yok edeceklerdi. Kısa süre içinde Fransızların verdiği destekle yağma, soygun ve katliamlara başladılar. Fransızlar sessiz kaldıkça tecavüzler ve katliamlar artmaya başladı. Özellikle şehrin merkezinde bulunan birçok yerde Türk insanı yaşayamaz hale geldi. Şehrin merkezinde bulunan kiliselerinde yüzlerce insanı katlettiler. Adana sokakları şehit kanlarıyla adeta kırmızıya boyandı.

Karsantı’nın Yüksekören Köyü’nden olan Kara Mehmet yoksul ve bekardı. İşgalin en acı günlerinde elli yaşlarında zavallı bir adamdı. Şehrin merkezine kömür götürür, sattığı kömürden aldığı parayla yaşam mücadelesini sürdürüyordu. Fransızların işgal günlerinde de bu işe devam ediyordu. Bir sabah köyünden eşeğine yüklediği kömürü satmak için yola çıktı. Biraz da korkuyordu. Ermeni çeteleri Türk insanını rahat bırakmıyordu. Fakat Kara Mehmet’te yaşamına devam etmek için işini yapmakta kararlıydı. Eşeğini Adana’ya doğru sürdü. Adana’ya vardı. Tepebağ’da bulunan birkaç esnafa kömürünü sattı. Yerine erzak alıp eşeğine yükledi. Yola koyulmak için hazırlıklarını tamamladı. Taşköprü’ye doğru ilerledi. Köprüye yaklaştığında “imdat çığlıklarıyla” karşılaştı. Eşeğini bırakıp sesin geldiği yöne baktı. On kadar Ermeni bir genç kızı ortalarına almışlar ve onu soymaya çalışıyorlardı. Kızın feryadı arşa çıkıyordu. Hiç kimse yardıma bile koşamıyordu. Ne yapacağını şaşıran Kara Mehmet gördüğü manzara karşısında beddualar ederek oradan ayrılmak için eşeğini sürdü. Bu sırada iki genç onu durdurdu. İçlerinden biri “ Emmi sen bu hale ne dersin. Bu kızı kim kurtaracak, bu halde mi bırakalım” dedi. Kara Mehmet, “Oğul bunlar çok kalabalık. Burada hepimizi öldürürler” dedi. Gençler “Emmi sen burada kal biz şimdi geliriz” dediler. Kara Mehmet bir postalcının yanına girdi. Olan biteni seyretmek istedi. Çok geçmeden beyaz kıyafetler giymiş o iki genç ellerinde silahlarla Ermenilerin üstüne doğru koşarak ateş ettiler. Ermeniler silahlarına davranamadan öldüler. Arkasında silah sesleri çoğaldı. Bir grup asker gençlere doğru koşar adım ateş etmeye başladı. Gencin ikisi birden “ Ya Allah” sesleriyle kendilerini Taşköprü’den Seyhan Nehri’ne bıraktılar. Arakalarından ateş ettilerse de gençleri vuramadılar. Bu olayı görüp gençlerin kahramanlığına şaşıran Kara Mehmet hızla yerinden kalktı. Adana’dan çıkıp köyü’ne doğru harekete geçti. Doğru Eğnel taraflarında iskelesi bulunan, Karsantı’nın en zengin kerestecilerinden olan, vatansever Kidiroğlu Ali Ağa’nın yanına vardı. Gördüklerini ona bir bir anlattı. Ali Ağa, Adana’ya gitmediği için durumun bu kadar vahim olduğu u çokta bilmiyordu. “Ne yapabiliriz” diye düşünmeye başladı. Daha sonra yakın köylere haber salıp köyün ileri gelenlerini yanına topladı. Kara Mehmet gördüklerini anlattı. Daha sonra istişare yaptılar. Toplantıdan tek bir karar çıktı. O da mücadele etmekti. Ertesi gün köylere haber salındı. Fransız ve Ermenilere karşı çete savaşı yapılacaktı. İlk Kuva-yı Milliye çetesi(müfrezesi) Yüksekören Köyü’nden Köse Hasan, Tümenli’den Çolak Fettah, Kocabaş Mehmet, Bekir Hasan, İdamlı’dan İdam Durmuş, İncirli’den Göde Hasan, İmirler’den İmir Duran, Ceritler’den Kidir Osman, Kidir Ali Ağa’nın oğlu Kidir Mehmet gibi birçok vatansever tarafından kuruldu. Silahlanıp Çatalan tarafına geçtiler. Burada Ermenilere karşı ilk mücadeleler başladı. 1

 

1- Osman Çelik Özel Arşivi              

KARSANTI’NIN İŞGALDEN KURTULUŞU VE KİDİR ALİ AĞA

Kozan’ın işgalinden kısa süre sonra tüm Çukurova’da olduğu gibi yağma, soygun ve katliamlar burada baş gösterdi. Milli duyguları ön plana çıkarak işgalden rahatsızlığını açıkça dile getiren memur ve yetkililer görevlerinden atılıp sürgün edildiler. Birçok vatansever Türk evladı ölüm tehditleri altında memleketlerini terk etmek zorunda kaldı. Kozan’ın üç köklü ailesinin üç evladı olan Hulusi Kurtoğlu, Halil Topaloğlu ve Hasan Sehlikoğlu Ermeniler tarafından cinayetle suçlandı. Onlara iftira attılar. Her yerde onların adını kullandılar. Kozan’ın üç saygı değer insanı cinayet işlemekle suçlanmakla kalmayıp ölümle tehdit edildi. Onlar da öldürülmekten korktular. Tehdit edilmeden bir günleri geçmez olmuştu. Ya ölümü göze alacaklardı. Ya da kaçacaklardı. İşgalin yarattığı ölüm sessizliği ile dolu karanlık bir gecede Kozan’dan bir hırsız gibi ayrıldılar. Kayseri’’ye geçtiler. Daha önce Fransızlar tarafından Kozan dışına sürülmüş Dava Vekili Topal Mustafa’nın evine vardılar. Kayseri’de kaldılar bir süre. Hasan Sehlikoğlu burada rahatsızlandı. Artık öldürülme korkusundan da kurtulmuşlardı. Ne yapmak istediklerine karar veremediler. Düşüncelere daldılar. 1

Kayseri’de kurulan milli teşkilatlarla görüşmeye başladılar. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa, Sivas’a gelmiş, vatan ve milletin selameti için kararlar almak üzere kongre yapıyordu. Anadolu’nun kalbi Sivas’ta atıyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın tutuşturduğu Kuva-yı Milliye ateşi alev alev bütün Anadolu’yu sarıyordu. Kayseri’de bir şeyler yapabilme derdine düşmüş olan üç vatan evladı, Sivas’a gitme ve kongreye katılma kararı aldılar. Mustafa Kemal Paşa’ya Kozan’ın ve Çukurova’nın durumunu anlatacaklardı. Kendilerine katılan Topal Mustafa Efendi’yi de yanlarına alan Hulusi Kurtoğlu ve Halil Topaloğlu, hasta yatağında yatan Hasan Sehlikoğlu’nu Kayseri’de bırakarak Sivas’a doğru yola çıktılar. Bütün yollar artık onlar için Sivas’a gidiyordu. Fakat; hava sert ve mesafe uzundu. Kolay aşılacak gibi değildi. Yolculukları günlerce sürdü. Sivas’a vardıklarında kongre bitmişti. Üzüldüler. Fakat, Mustafa Kemal oradaydı. Onunla görüştüler. 2 Mustafa Kemal’e Durumu anlattılar. Kuva-yı Milliyeyi anlattılar. Onu ikna ettiler. Mustafa Kemal, Yunan işgalinden dolayı batı bölgesinde cephenin güçlendirilmesinden yana tavır koymuştu. Fakat Adana insanının işgal güçleri karşısında şerefli duruşunu öğrenince Adana ve Toros dağlarının eteklerinde cephe açma kararını verdi. Bir gün sonra Paşa, Kozanoğlu Doğan Bey eğreti adıyla Binbaşı Kemal Bey’i Kilikya Milli Kuvvetler Komutanlığına ve Aydınoğlu Tufan eğreti adıyla da Osman Nuri’yi yardımcılığına atadı. 3

Sivas’tan hareket ettiler. 3 Aralık günü Kayseri’ye Mustafa Kemal’in emriyle 20. Kolordu kumandanı Ali Fuat Paşa’da geldi. Onun Kayseri’ye çağırdığı ve Niğde’de 41.Tümen Kumandanı olan Emrullah Bey’de geldi. Topçu Yüzbaşı Kemal Bey, Topçu Yüzbaşı Osman Tufan Bey, Ali Fuat Paşa ve Emrullah Bey bir araya geldiler. Ali Fuat Paşa, önlerine bir harita açtı. Harita Toroslar dağlarından tüm Çukurova’yı kapsıyordu. Ali Fuat Paşa, haritaya baktı. “Bu bölgenin tek elden idaresinin zor olduğunu” söyledi. “İkiye ayıralım” dedi. Daha sonra düşündü ve “İkinci arkadaş kim olacak? ”diye sordu. Yüzbaşı Osman Tufan Bey, “Olsa olsa Jardarma Yüzbaşı Ali Ratip olur” dedi. Bunun üzerine 41.Tümen Kumandanı Emrullah Bey “Canım, o kanı delinin biri kaş yapayım öyle derken göz çıkarır” dedi. İtiraz etti. Ali Fuat Paşa ise “bize de öyle adam lazım” dedi. Ali Ratip Bey’i çağırdılar. Ali Ratip Bey, Kayseri Jardarma Bölük Komutanlığı görevini yürütüyordu. Ülkenin yer yer işgal edildiği haberlerini aldığında işgallere tepki gösterdi. Protesto mektupları gönderdi işgali protesto etmek için. Kayseri’de kurulan Reddi İlhak Cemiyeti Başkanlığı’nı da üstlenerek halkı milli mücadele için yönlendirmeye çalışıyordu. Ali Ratip Bey, kısa süre içinde toplantı yerine geldi. Ona yapacağı görev anlatıldı. Memnuniyetle kabul ettiğini söyledi. Ali Fuat paşa, haritayı yeniden masanın üzerine serdi Zamantı suyu hudut olmak üzere bölgeyi ikiye ayırdı. Osman Tufan Bey’e Doğu Kilikya, Ali Ratip Bey’e Batı Kilikya verildi. Bu karara göre Bereketlimaden, Pozantı, Gülek ve Tarsus hattını içine alan bölge Batı Kilikya Cephesi Komutanı olan Ali Ratip Bey’in sorumluluğundaydı. 4 Toplantı bitti. Durum Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal paşa’ya Ali Fuat Paşa tarafından bildirildi. Ali Ratip Bey, kısa süre içinde hazırlıklarını tamamladı. O hayatının en büyük ve en zor görevine hazırlandığının farkındaydı. 12 Aralık 1919 günü Mustafa kemal Paşa’dan bir talimat aldı. Talimatta Karaisalı bölgesine bir karargah kurulması, kısa zamanda bölge insanının teşkilatlandırılması, milli kuvvetlerin nizamiyeye göre teşkil edilmesi ve takma adının da Tekelioğlu Sinan Bey olduğu bildiriliyordu. 15 Aralık günü Niğde’ye hareket etti. Orada Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yetkilileri, 42.Tümen Komutanı Emrullah Bey ve askeri yetkililerle görüştü. Silah ve bütün savaş gereçlerini Niğde’den sağlayacaktı. Oradan kendisi ve yardımcıları için her birine yüzer fişek hesabıyla beş mavzer, on bomba ve üç yüz küsür lira ayrıldı. Bunları aldı. Yedek Subay Kemal Şahin, Süleyman ve Kozan’lı Sehlikoğlu Hasan Efendilerle birlikte Karaisalı’ya doğru yola koyuldular. Kılık kıyafetlerini değiştirdiler. Av derisi tüccarları gibi giyindiler. Kendilerini av derisi tüccarı olarak tanıttılar. Kara kış kendini Toroslarda çoktan göstermişti. Kar yağıyor ve hava soğuktu. Günlerce yol aldılar. Yol üstündeki köylerde konakladılar. Bin bir güçlükle kuzey dağlık bölgesine ulaştılar. Birçok köyü dolaşarak Karaisalı’dan haber almaya çalıştılar. Karaisalı civarında Barak Dağında konaklayarak Karaisalı’da olup biteni gözlediler. İlçe merkezindeki durumu anlamak için Kaymakam Cemil Bey’in yanına akrabası Hasan Efendi’yi gönderdi. Kaymakam Cemil Bey, Fransızların çok güçlü olduğu ve derhal uzaklaşmaları haberini gönderdi. Bu haber üzerine durum değerlendirmesi yapmak ve daha güçlü bir şekilde dönmek için oradan ayrıldılar. Niğde’ye döndüler. Mustafa Kemal’e durumu aktardılar. 5

Sinan Tekelioğlu, Niğde’de kendisine bir müfreze kurdu. Karaisalı bölgesinde çete reisliği yapan ve köylülere sözü geçen ağaların adlarını aldı. Bir kısmıyla görüştü. Hazırlıklara tam anlamıyla başladı. Kara kış yerini yavaş yavaş bahara bırakmaya başladı. Güneşin biraz daha sıcak doğduğu ve günü biraz daha fazla aydınlattığı Mart ayının ortalarında yeniden Karaisalı bölgesine doğru harekete geçti. Yanında Üsteğmen Süleyman, Vahit Doğan ve Teğmen Besim Albayoğlu ile bir müfreze vardı. 24 Mart 1920 günü Fransızların Cevizli karakolunu bastılar. Karakoldaki Fransızları esir aldılar. Türk jandarmaları ile birlikte Kamışlı’ya girildi. Halkın sevinç gösterileri ile karşılandı. Bucak Müdürü görevinden alındı. Sinan Tekelioğlu, burada bir karargâh kurdu. Milli mücadele için emek harcayan, fedakârlıklar gösteren Kara Kahya’yı cephe komutanı olarak atadı. Orada bir gece dinlendiler. Halkla kaynaştılar. 28 Mart günü Karanfil Dağını aştılar. Gerdibi Köyü’ne vardılar. Burada Milli Kuvvetlere ateş açıldı. Ateş açanlar Rum çetelerde kısa süre çatışma oldu. Rumlar etkisiz hale getirildi. Buradan hareketle Sofulu Köyü’ne doğru ilerlediler.
6
Sofulu Köyü’nün girişinde köylüler odun ediyorlardı. Uğradıkları silahlı baskından sonra köyde ne olup bittiğini öğrenmek için onların yanına gitti. Üzerinde aşiret elbisesi vardı. Olara yardım etti. Odunları yükleyip onlarla Sofulu’ya kadar geldi. Niğde’de iken kendine verilen listede adı bulunan Sofululu Mehmet Hoca’yı sordu. Doğruca onun evine götürdüler. Mehmet Hoca, köyün ve Karsantı’nın ileri gelenlerindendi. Okumuş kişiliği ile tanınıyordu. Sözü dinleniyordu. Bütün bunların yanında Milli mücadele için halkı örgütlüyordu. Sinan Tekelioğlu, Mehmet Hoca’nın evine girdi. Durumu anlatıp kendisini tanıttı. Mehmet Hoca’dan yardım istedi. Mehmet Hoca, Karsantı’da olup biteni anlattı. Sinan Paşa’ya hemen Karsantı’ya geçip Milli Kuvvetlerin gelişine hazırlık yapılması için görüşmelerde bulunacağını söyledi. Sinan Paşa’da köyün dışında bekleyen müfrezesine haber saldı. Müfreze Sofulu’ya girdi. Bir bayram havası yaşandı. Mehmet Hoca, Karsantı’ya geçti. Burada Milli mücadele için örgütlenen, Kuva-yı Milliye birliklerine destek veren, ilçede söz sahibi olan Kidiroğlu Ali Ağa, Kel Ahmet Ağa ve Yusuf Çavuşla görüştü. Durumu anlatıp gece gizlice Karsantı’ya girileceğini, bomba ve silah kullanılmayacağını söyledi. Fransızlara ve işbirlikçilere sezdirilmeden hazırlık yapılmasını, haber salınmasını istedi. Daha sonra atına binip köyüne döndü. 7 Sinan Paşa ile konuşup köylülerden oluşan bir müfreze kurdular. Sinan Paşa müfrezeyi toplayıp şu emri yayınladı:
Komutanlık Emri:

1- Altı müfreze Yeniköy’den Karsantı (Aladağ)’ya yürüyecek ve burasını işgal edecektir. Ben şimdi hareket ediyorum.
2- Ağırlıklar ve Teğmen Kemal Şahin müfrezesi Sofulu Köyü’nde kalarak emrimi bekleyecektir.

28.Mart.1920 Sinan Tekelioğlu

29 Mart 1920 günü harekete geçildi. 8 Sinan Paşa yanındaki birkaç müfreze ile gizlice Karsantı’ya girdi. Kendilerini av tüccarı tanıtıp doğruca Kidiroğlu Ali Ağa’nın evine vardılar. Ali Ağa, onlara “Hoş geldiniz. Bizimde yarın düğünümüz vardı. Hazırlık yapıyorduk” dedi. Sinan Paşa, “o düğünün sahibi biziz. Hoş gördük” dedi. Sarılıp kucaklaştılar. Evde Ahmet Ağa, Yusuf Çavuş ve Telgrafçı Hakkı’da vardı. 9 Gece karanlığında müfrezeler Karsantı’nın etrafını sardı. Kendini Fransız zabiti olarak tanıtan Jandarma Komutanı Ali Rıza ve İngiliz yanlısı nahiye müdürünün evleri abluka altına alındı. Daha sonra Jandarmaların evleri tespit edildi. Gece biraz dinlendiler. Sabaha karşı ilk silah sesiyle hücum edildi. Müfrezeler Karsantı’ya girdi. Silah seslerinden korkan halkın bir kısmı evlerini terk edip kaçmaya başladı. Bu sırada Jandarma Komutanı Ali Rıza’nın evi basıldı. Telgrafçı Hakkı yatak odasına girdi. “Ben Osmanlıyım. Ben Türk’üm dedim size” diyerek Ali Rıza’yı tokatladı. Nahiye müdürü de aynı muameleyle karşılaştı. Sabah ilk ışıkları ile karakola hücum edildi. Teslim ol çağrısına silahla karşılık verilince kısa süre devam eden bir çarpışmadan sonra karakol teslim oldu. İçeride bulunan mahkûmlar serbest bırakıldı. Halk toplandı. Hükümet konağında bulunan Fransız bayrağı indirildi. Türk bayrağı aylar sonra göklerde dalgalandı. Karsantı bir bayram yerine döndü. 10 Hükmet Konağı’nın önünde Fransız yanlısı Ali Rıza’nın sahte rütbesi halkın huzurunda söküldü. Daha sonra tutuklandı. Telgraf hattı kesildi. Halk kurtuluşun sevinci içinde Sinan Tekelioğlu’na hürmet etti. Müfrezeler misafir edildi. Kidiroğlu Ali Ağa Karsantı Nahiye Müdürlüğü’ne Yusuf Çavuş’ta Kuva-yı Milliye Komutanlığı’na getirildi. 11

1- Milli Mücahit Halil Topaloğlu’nun Anıları, Cezmi Yurtsever- Metin Topaloğlu, s. 23
2- Milli Mücahit Halil Topaloğlu’nun Anıları, Cezmi Yurtsever- Metin Topaloğlu, s. 52
3- Osman Tufan, 1964, aktaran Toros, 2001: 77, Hulki Saral, Türk İstiklal Harbi- Güney Cephesi, s. 68
4- Ener, 1970: 53-54
5- Ener, 1970: 55
6- Kemal Çelik, Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi, s. 250
7- Sinan Yalçınkaya Özel Arşivi
8- Kemal Çelik, Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi, s.248- 250
9- Osman Çelik Özel Arşivi
10- Sinan Yalçınkaya Özel Arşivi
11- Kemal Çelik, Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi, s.248- 250

СНПЧ А7 Тюмень, обзоры принтеров и МФУ
Aladağ Belediyesi Resmi Web Sitesi Sinanpaşa Mahallesi Necati KURMEL Cad. NO :3 ALADAĞ/ADANA Santral : 0 322 591 20 18 Faks : 0 322 591 20 06 Fen İşleri : 0 322 591 20 25 Web Tasarım :Tasarımevi